EMELHOBİNİN DÜNYASI




EMELİN DÜNYASI

ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP

HAKKIMDA

DÜNYAMA HOŞGELDİNİZ!!! "Bir yol yaratabilirsiniz,bir yol yokmuş gibi görünürken"
"Yaşadığınız olumsuz tecrübelerin zihninizde ve yüreğinizde yeterince yaşamasına izin verirseniz, gerçek ve kalıcı probleme dönüşür."
Başarmanız için mükemmel olmanız gerekmiyor. Sadece büyük bir kalbiniz olsun.
Yürekli olun, cesaretli olun.
"Yaşamaya karar verin, sadece var olmayın, yüreğinizle yapın."
"BAŞARISIZ OLMANIZ MÜMKÜN DEĞİL"

BANNERİM

emelhobi

SON YAZILARIM

.AYETEL KÜRSİ
.AYRILMAM
.ismail yk 2010 facebook şarkısı
.İSMAİL YK 2010 ALBÜMÜNDEN BENİM İÇİN ÖLDÜN SEN
.MAKİNA NAKIŞI KURSUNA BAŞLADIM
.KIZ BEBEK YELEĞİ
.BEBEK YELEĞİ
.BEBEK YELEĞİ
.HAMİLE İSENİZ ÖRMEYE DEĞER
.HAMİLE BAYANLAR İÇİN

BAĞLANTILAR

.Ana Sayfa
.Profilim
.Arşiv

KATEGORİLER

.

DOST SİTELER

.gülo anne
.hercai58
.siyah-beyaz
.nako
.onparmagımdan orgu kulubu
.samanta
.el becerileri
.inci tanesi
.elbistanlım
.efkarlisair
.mabett
.ice
.gönlümdengecenler
.duygu gemisi kaptanı
.meltem rüzgarı
.lalezar
.esradan
.sarper2005
.aslı
.hande
.ırmak
.emel
.tturk
.bankanet
.iksir
.laborant
.worldtour
.kadinsaglik
.şükrü yılmaz
.sacbakım
.ferzan
.bebuc
.nurayla

ARKADAŞLARIM

.blogcuabla
.290405
.takiperileri
.biryudumhobi
.hulyaren
.aslibuse
.ebrugiller
.hulela
.ireminsayfasi
.gulcinhobby
.nazardeymesin07
.papatyam78
.muazzezv
.ekolmany
.arzumhobi
.naliya
.arzumhobii
.temmuz74
.nurmutfakta
.baharlikveyazlikorguler
.hercai58
.gulgununmutfagi
.redbutterfly
.dantel83
.jojo06a5




13/5/2008 - DUYGU VE TEMENNİLER!!

 

 
Merhabalarr sayin ve sevgili okurlarimiz!!
Bir sevda ile basladik bu yolaa her satirlarimizda sevgimizi vurgulamak icin cabaladik..Bu sevgimiz karsilikli iki insan arasinda degil insanlar arasinda diayologlar ve anlasma metodumuz olan karsilikli sevgi ve saygi sozlerini beraberce en guzel haliyle sizlerle paylamak istedik..Bugun adini koyduk yarinlarda ise herdaim kendi benligimizden bir yudum kaybetmeksizin elimizde olan cabalarla karsinizda ve sizlerle olmak icin emek sarf edicez..Umarim siz saygi deger ziyaretcilerimiz ve dostlarimiz yasanan ve paylasilan bu satirlar sözler ve duygular icinde en guzel yerleri alir varliginizi bizden esirgemezsiniz..
Saygilarimizla!!
Ben deniz Mavi_Gozlum ve sol yanim Emel.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




12/5/2008 - OLACAK SEY DEMEYİN...

 

 

 
!!! Bilgilerinize. .. okuyun ve tanıdıklarınıza da anlatın.

YER İSTANBUL....

Bir genç deniz kenarında, bankta yorğunluğunu atmak için oturmaktadır.

Bir müddet tek başına oturduktan sonra 20-22 yaşlarında başka bir genç yanına gelerek bankın diğer ucuna oturur. 2-3 dakika sonra bu gencin arkadaşları olduğu anlaşılan iki akranı daha gelir ellerinde 3 bardak çayla...

Gençler birer bardak kendileri alırlar ve 3.bardağı daha önceden gelip oturmakta olan diğer arkadaşlarına ikram ederler.. Fakat yoğun ısrarlara rağmen arkadaşlarına çayı sevmediğini zaten bildiklerini, bu yüzden de o çayı boşa aldıklarını söyleyerek reddeder... O zamana kadar hiç bir diyaloga girmedikleri arkadaşıma dönerek: 'yaa hocam bu çayı aldık ama arkadaş içmeyecek..bari sen iç de israf olmasın' derler..

İlk başta reddetse de ısrarlara dayanamayıp çayı alır ve içmeye başlar..

Bu arada 3'lü, ne kadar yan yana olsalar da arkadaşımdan bağımsız olarak koyu bir sohbete dalmıştır.. Çayın sonlarına doğru baş dönmesi hissetmeye başlar. Tabii o an anlar başına bir bela aldığını.. Üçü ise sohbetlerine bununla ilgilenmeden hala devam etmektedirler. .
Baş dönmesi ve halsizlikle olduğu yerde durmaktadır. . Bir an kendine gelip bunlardan uzaklaşması gerektiğini düşünerek ayağa kalkar ve biraz ilerdeki otobüs durağına zor da olsa varır..

Fakat 3'lü de bununla birlikte harekete geçmiş ve durağa gelmiştir...
Otobüse binip koltuğa oturduğunda üçü de otobüse binip bunu rahatça görebilecekleri bir yere oturur..

Fakat bu arada artık neredeyse bilincini kaybetmek üzeredir.. Büyük bir gayretle cep telefonunu çıkarıp (teknolojinin gözünü seveyim) arkadaşını arar, başına böyle bir iş geldiğini, o an otobüste olduğunu,falanca durakta ineceğini söyler..

Durağa geldiğinde iner ve arkadaşının kucağına bayılır. . Arkadaşı ise bununla beraber inen 3'lüden şüphelenir.O an orda devriyede bulunan polise durumu bildirir Birlikte hemen bir taksiye binip hastaneye giderler..

Acilde doktorlar imdada yetişir ve arkadaşının yanına gelerek:
Arkadaşın intihar mı etti?' diye sorar. Neden böyle bir şey sorduğunu sorar doktora. Doktor; ' aşırı dozda ilaç almış.Gecikseydiniz kurtaramayabilirdik ' diye cevap verir..

işin daha ilginci ve can alıcı noktasıysa bunların yakalanamaması bu 3'lünün ORGAN MAFYASI çetelerinden olduğu anlaşılır.

Yani hala ortalıklarda geziniyorlar. .
izmit depreminde ölülere musallat olan organ mafyaları, işi daha da ileri götürerek canlı insanların peşine düşmektedir. . Bu yaşanmış bir olay..
Herkesin çoluğu çocuğu ve yakınları var, özellikle istanbul' ankara' izmir' dikkat etsin...
Savaş, ekonomi, Kıbrıs derken hayatın detayları çok korkunç olabiliyor. Sağlıklı ve kazasız belasız günler dilerim..

TANIMADIĞINIZ YABANCI KİŞİLERDEN NE KADAR KALABALIK BİR ORTAMDA DAHİ OLSANIZ KESİNLİKLE YİYECEK, İÇECEK V.S. KABUL ETMEYİN. ...

ARTIK İNSANLAR; ÖLÜ-CANLI İNSAN, HAYVAN DEMEDEN ACIMASIZCA KATLEDİP PARAYA ÇEVİRMEYE BAKIYORLAR.. .

BU YAZIYI MAİL OLARAK TÜM SEVDİKLERİNİZE, TANIDIKLARINIZA İLETİN. MAİL OKUYACAK DURUMDA OLMAYANLARA VE AİLELERİNİZE SÖZLÜ OLARAK ANLATIN...

LÜTFEN ÇOK DİKKATLİ OLUN...

Gazi Üniversitesi Tip Fakültesi
Prof. Dr.Murat SEVENCAN

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




12/5/2008 - COCUK SEVGİSİ

 

 

Ders olur belki.......



Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı.
Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu.
Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını farketti. Üzerinde
-Babama- yazıyordu.
Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu:
Sevgili baba;
Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum.
Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim.

Gerçek tutku ve aşkı ben Joanla buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam...
Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri,derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve
tabi benden çok büyük olması da bir sorundu.
Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk...
Baba Joan hamile!
Joanın dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadar da yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor.
Joan benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez.
Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız olan kokain ve ekstaziye ulaşacağız.
Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Joan sağlığına kavuşsun diye.. O kesinlikle iyileşmeyi hakediyor.
Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim.
Eminim birgün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak, seveceksin

Oğlun Cihat.

NOT: Baba, yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Mehmet'lerdeyim. Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim.
:))

TÜM ANNE & BABALARA...

 

 

 

 

 

 

 

YAZAN: MAVİ_GOZLUM

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




10/5/2008 - SEVGİ DENEN O GÜZEL VE ÖZEL DUYGU NELERE KADİRMİŞ Kİ !!

 

 

BU KADAR SEVEBİLİRMİSİNİZ?


Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk
kez;

Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk
karşılaşmadan sonra,bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için,hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.

Gençtiler, çok genç...

Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında... Sırf birbirlerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince hemen evlendiler.
Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onların ki...

Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü...
Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, 'bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur' diyerek devam ettiler hayatlarına.

Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler...

'Senin için ölürüm' derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam da 'Hayır, ben senin için ölürüm' diye yanıt verirdi hep...

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın,
'Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....
'Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu,
'Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma' Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi ya zaten....

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler.

Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı.
Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.

Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde 'satılık' levhası asılı olan.

'Ne dersin, bu evi alalım mı?' dedi adama.
'Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile.
Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı...'

'Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?' diye yanıt verdi adam. 'Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık....'

Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu, adam Amerika'ya giderken. Her gün , her saat konuştular telefonla.

Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında.

Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için,
sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: 'Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...'

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri.

Derdini söylemesi için yalvardı adama, 'Senin için ölürüm,
biliyorsun, ne olur anlat' diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam,
duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...

Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, 'Artık dayanamıyorum, sana söylemek
zorundayım' diye sözünü kesti arkadaşı. 'O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen.
Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...

'Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları' diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...

Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp,
bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi.

İnkâr etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında…

Ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, 'son bir kez kucaklamak
isterim seni' diyecek oldu ama kadın, 'defol' dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikâyesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.
Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi.

Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan
nefretin alması için dua ediyordu.

Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı.

Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. 'Sen, buraya ne yüzle geliyorsun' diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.

'Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.' dedi genç kadın.

Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı:

'Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o
bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi.

Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim Sana bu kutuyu vermemi istedi.'Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın;

Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kâğıt duruyordu kutuda.

İlk kâğıtta, 'Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem' diyordu... Sırayla okudu;

'Seni çok sevdim',

'Seni sevmekten hiç vazgeçmedim',

'Senin için ölürüm derdin hep, doğru
söylediğini bilirdim.'

'Fakat benim için ölmeni istemedim'

'Şimdi bana söz vermeni istiyorum.'

'Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?'

son kâğıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kâğıtta şunlar yazılıydı:

'Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım.Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım....' 

                           YAZAN : MAVİ_GOZLUM

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




DİĞER

ARKADAŞLARIMIN BANNERLERİ


NURAYLA
asimelek58
msssevgi
msssevgi
Image and video hosting by TinyPic



arzumhobii
alpinch
nadidelieserler

GÜZELLİKLER PAYLAŞMAK ÜZERE
Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us
hulela
hulelayemek
http://hulela
Funda2008
Funda2008
yagmurumunelleri

Image Hosted by ImageShack.us

muazzezv

Image Hosted by ImageShack.us





gülgününmutfagi




tugbahobi

asklavarolanhersey
sade77





aytencee



sednay
sednay

annevemelek
mavilimutfak
selmacaorguler
ismail06yk

Patylorcreations Bougie Patylor
Patylorcreation Lampechinoise Patylorö


KUR'AN-I KERİM

SESLİ KUR'AN-I KERİM

DİNLEMEDEN ÖNCE MÜZİĞİ KAPATINIZ